arama

    Sultanahmet Meydanı’nda Nika Ayaklanması

    Sultanahmet Meydanında Nika Ayaklanması
    • paylaş
    • paylaş
    • paylaş
    • paylaş
    • paylaş
    • Beğen
      Loading...

    Aman başlık sizi korkutmasın. Çünkü yakın zamanlarda yaşanan bir olayı anlatmayacağım sizlere. Bundan 1500 yıl öncesinde yaşanmış. Nika Ayaklanması..

    Dönemin Bizans İmparatoru I. Justinianos, tahta geçer geçmez hazineyi güçlendirmek ve son zamanlarda etkisini bir hayli kaybeden merkezi otoriteyi yeniden güçlendirmek için birtakım düzenlemelere gitmiştir. Bu doğrultuda o dönemde iki önemli güç odağı haline gelen Maviler ve Yeşiller ile uğraşmış, diğer yandan ise soylular ve halk üzerinde ekonomik baskılar kurarak onları kendine düşman etmiştir.

    Maviler ve Yeşiller hakkında bilgi vermek gerekirse, aslında bu iki grup bir nevi kulüp taraftarı ya da siyasi parti üyesi olarak görülebilir. Daha önceki Dev Bizans Hipodromu ve Hayal Gücüm ve Günümüze Kadar Gelen Hipodrom Koltuğu yazılarımda Sultanahmet Meydanı’nda dev bir yarış hipodromunun varlığından bahsetmiştim. İşte o dönemde hipodromda çeşitli yarış müsabakaları gerçekleştiriliyordu. Şehir halkı bu müsabakaları seyrederken zamanla dört ana kola bölündü. Bunlar Maviler, Yeşiller, Beyazlar ve Kırmızılar olarak anılıyor ve isimleriyle aynı renkte elbiseler giyiyorlardı. İlerleyen zamanlarda güçlerini yitiren Kırmızı ve Beyazlar diğer gruplara katıldı. Bu iki takım zamanla hipodromdaki rekabeti had safhaya taşıdılar.

    Bu zamana kadar rekabet, ara sıra hipodromun dışına çıkıp sokak çatışmalarına neden olsa da bu çatışmalar endişelere sebebiyet verecek durumda değildi. Ta ki halk İmparator I. Justinianos’un baskıları halkı bezdirene kadar.

     

     

    Sultanahmet Meydanında Nika Ayaklanması

    Sultanahmet Meydanında Nika Ayaklanması

    13 Ocak 532 yılında hipodromdaki yarışları seyretmeye gelen on binlerce insan, imparator locadaki yerini aldıktan bir süre sonra “Nika” diye bağırarak gösteri yapmaya başlamıştı. Olayların ilk anlarında halkı seyretmekle yetinen imparator, vakit geçtikçe soğukkanlılığını yitirmeye başlamış ve çareyi sarayına doğru yönelmekte bulmuştu. İsyancılar da kısa bir süre sonra hipodromdan çıkarak şehrin zengin bölgelerini yağmalamaya başladı. Ayasofya, Aya İrini, ve imparatorluk sarayının dış tarafları bu yağmalamadan nasibini almıştı. Şehrin pek çok yapısı ve mahallesi ateşe verişmişti.

    Justinianos her ne kadar isyana son verenleri cezalandırmayacağını söylese de bir türlü isyancıları yatıştıramıyordu. Halkın, imparator hakkında bambaşka planları vardı. İsyancılar, kontrol altında tutabilecekleri ve kendi dümen sularında olan bir imparator istiyordu. Bu nedenle eski hükümdarlardan I. Anastasius’un yeğeni Hipatius’u hipodroma getirerek imparator sıfatı ile ona biat ettiler.

    Bu haberi alan Justinianos, selameti kaçmakta gördü. Fakat bu planı hiç beklenmedik bir engele takılacaktı. Saraydan kaçmak için son hazırlıklarını yapan imparator, eşi Teodora’yı da hazırlanması konusunda uyardı. Ancak o vakte kadar sessizliğini koruyan imparatoriçeden şu cevabı aldı:
    Belki kadınların erkekler önünde konuşması ve korkaklara cesaret vermesi doğru değildir. Fakat tehlike altında herkes elinden geleni yapmalıdır. Yıllarca başında imparatorluk tacını taşıyan biri, o tacı kaybederken canını da kaybetmelidir. Nasıl olsa dünyaya gelen her kişi ölecektir. Ey İmparator! Kaçarak kurtulmak istiyorsan bunda bir zorluk yoktur; hazinen var, gemilerin seni bekliyor ama saraydan ayrıldığında yaşamının anlamını da yitirmiş olacaksın. Ben her zaman Tanrı’ya dua etmişimdir. Üzerindeki erguvan renkli imparatorluk pelerinini aldığında canımı da alsın. Merak etme! Senin de giydiğin pelerin, gerektiğinde muhteşem bir kefen olur. Şimdi gidebilirsin ama yanında ben olmayacağım.
    Bu etkini konuşma, imparatoru kaçma fikrinden caydırır ve eldeki tüm askeri imkanlar ile isyanı kanla bastırma kararı alır. Gemileri yakan imparator, kendisine sadık kalan birliklerine isyancılara saldırma emri verir. 19 Ocak 532 tarihinde harekete geçen birlikler, isyancıları hipodroma sürmeyi başarır. Bundan sonra hipodromun kapıları kapanır ve bugün Sultanahmet Meydanı dediğimiz yerde tam bir kıyım başlar.

    Daha önceden hipodromun üst taraflarına mevzilenen okçular, hipodromdaki isyancılara ok yağdırırken, mızraklı askerlerde kapıları tutarak isyancıların dışarı çıkmasını engellemekteydi. Akşama kadar çığlık çığlığa olan bütün isyancılar katledilmişti. İsyan bastırılmasına bastırılmıştı fakat geriye neredeyse şehir halkının onda birini oluşturan 30-35 bin ceset ve harabeye dönmüş bir İstanbul kalmıştı.

    etiketlerETİKETLER
    Üzgünüm, bu içerik için hiç etiket bulunmuyor.